Mekan Önerileri

Büyülü Yolculukların Son Durağı: Pera Palace Hotel Jumeirah

09 Ocak 2015

perapalace-interior kubbeli1-heroBeyoğlu’nun kalbi Pera’da yer alan Pera Palace Hotel Jumeirah’ın kapısından içeri adım atar atmaz şimdiki zamandan uzaklaşıp, tarihin tozlu sayfaları arasında buluyorsunuz kendinizi. Otel’in her yerinde nostalji, her yerinde ayrı bir anı var.
Ne tarafa baksanız, Atatürk’ü, Agatha Christie’yi veya Pierre Loti’yi hayal ediyorsunuz. Onların zamanlarını geçirdiği bu büyülü yerde, şuan bulunduğunuzu farketmek bile heyecan verici geliyor.
Pera Palace otel yıldız statüsünde bulunmuyor. Çünkü burası Mustafa Kemal Atatürk’ün müze odası nedeniyle bir Müze Otel. Ve sahip oldukları bu statü onlar için yıldız üstü!

perapalace1Otelin adından en çok söz ettiren lezzet durağı ise ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin Orient Express isimli kitabındaki Paris, Venedik ve İstanbul mutfaklarının harmanlandığı Agatha Restaurant.
Restaurant’ın dekorasyonu eskiye sadık kalınarak bugünkü haline getirilmiş.
Bu şık restaurantın menüsü, Executive Şef Arif Kemal Doğan tarafından hazırlanıyor.
Herbirini ayrı ayrı seveceğinizi düşündüğüm menüde aklımda ve damağımda kalanlar arasında favorim Dağ Mantarlı Risotto ydu. Kaz Ciğeri, Enginar ve Kuşkonmazla Süslenmiş Somon, Levrek Şiş Risoni, Elma Terin ve Sıcak Çikolatalı Kek Üzeri Dondurma diğer tatttığım lezzetlerden.

perapalas-101-1

Yemeğin ardından bu özel gece de bize bir sürpriz yapılıyor ve  Atatürk’ün konakladığı 101 numaralı odayı gezmek için, tarihi asansöre biniyoruz. Eski insanların ne kadar şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü zaman çok yavaş akıyormuş o yıllarda.  Odaya girdiğimde o kadar etkilendim ki konuşmadan sadece gezip biraz da olsa bu havayı solumak istedim. Atatürk’ün en sevdiği renk olan, diğer tüm evlerinde ve adına açılmış müze-evlerde de kullanılan gündoğumu rengi, “şafak” pembesiyle yenilenen 101 numaralı müze oda, müzayedelerden temin edilen yerli ve yabancı nadide Atatürk kitapları, dönemin dergileri, imzalı fotoğraf ve kartpostallar, madalyalarla daha da zenginleştirilmiş.

Keyifli anların ard arda geldiği bu güzel akşamda bir diğer güzel sürpriz, belirli zamanlarda Orient Bar’ın büyülü atmosferinde sahne alan, Kargalar Kafeste grubunun büyülü atmosferine kendimizi bırakmamız oldu.

Sizde şimdiki zamanın içinde geçmişi yaşamak istiyorsanız, Pera Palace Hotel şehrin göbeğinde tüm sıcaklığıyla sizi bekliyor.

Bunları biliyor muydunuz?

İstanbul’da jeneratörü ve asansörü olan ilk otelin Pera Palace Hotel olduğunu…

İstanbul’da 1895 yılında ilk resim sergisinin Şeker Ahmet Paşa tarafından Pera Palace Hotel de gerçekleştiğini…

İstanbul’da körinin ilk kez Pera Palace Hotel’in mutfağında kullanıldığını…

Kaplumbağa çorbasının ilk kez İstanbul’da burada içildiğini…

Orkestrayla gerçekleştirilen danslı çay partilerinin ilk kez İstanbul’da Pera Palace Hotel’de gerçekleştirildiğini…

You Might Also Like

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
Cami Halısı