Seyahat

İstanbul’un Arka Bahçesi: Büyükada

04 Haziran 2017

Tarihi konakları, faytonları, plajları, ünlü dondurmacıları ve daha nicesiyle adaların en büyüğü ve bence en gezilesi olanı; adı üstünde Büyükada.

Her mevsim ayrı keyifli, ayrı huzurlu. Özellikle bahar aylarında başka güzel oluyor. Tabiki haftaiçi günler için bunu söylemek daha mümkün, İstanbul’un birçok güzelliği gibi Adalar’da yoğun ilgi görüyor.

Büyükada dendiğinde aklıma ilk gelenler, her gidişimde uzunca süre aklımdan çıkmayan güzellikteki ahşap köşkler ve mimozalar. Geniş bahçeleri, çiçekli balkonları ile adayı ziyaret eden herkesin hayallerini süslüyor. 

Sizde sıra sıra dizilmiş köşkleriyle Çankaya Caddesi’nden başlayarak, Ada’nın tarihi ve mimari havasını solumaya başlayabilirsiniz. Aynı cadde üzerinde bulunan Fabiato Köşkü’nün ev sahipliği yaptığı Adalar Kültür Merkezi’nin programını takibe alırsanız, köşkün bahçesindeki etkinlikler ile ‘Adalı’ olmanın tadına varabilirsiniz. Hagios Sotiros Christou Manastırı’na giden ormanlık yolda bulunan, Büyükada’nın ve Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı Rum Yetimhanesi’ni de es geçmeyin.

Ada ile ilgili birçok sorunun cevabı ise Adalar Müzesi Aya Nikola Hangarı’nda. Müzede göreceğiniz resimlerin, mektupların, envai çeşit objenin hikayesine gülümseyebilir, şaşırabilir, bazen de üzülebilirsiniz. Müze ziyaretini yapılacaklar listenizin en başına yazın çünkü müzeden çıktığınızda adalara bakışınız bambaşka olacak.

Atları seviyor muyuz? Tabii ki! O zaman Saatli Meydan civarındaki faytoncuları es geçip Büyükada’yı yürüyerek daha yakından keşfedebilirsiniz ya da yol üzerindeki bisikletçilerden bir bisiklet kiralayıp Ada’yı turlayabilirsiniz.

Büyükada’da gezilecek yerler dendiğinde akla gelen yerlerin başında Aya Yorgi Kilisesi ve Manastırı geliyor. Tepede yer alan kilise yolu sizi yorsa da karşılaşacağınız güzellik yorulmanıza değiyor. Özellikle 23 Nisan – 24 Eylül tarihleri arasında kiliseye dua etmeye çıkılıyor. Kilise oldukça iyi korunmuş ve harika bir Marmara Denizi manzarasına sahip. Gezdikten sonra yanındaki kocaman bahçeli ve müthiş manzaralı çay bahçesinde oturup soluklanmayı unutmayın. Buradan dünyanın en büyük ahşap yapısı olduğu idda edilen tarihi Rum Yetimhanesini göreceksiniz ki, hayatımda gördüğüm en etkileyici yapılardan biri olduğunu söyleyebilirim.

Ada’da konaklamak ve yeni güne burada uyanmak isterseniz, hemen hemen her odasının bembeyaz, huzur dolu dizayn edildiği Sergüzeşt Otel‘i öneririm. Sabah uyanıp perdeyi açıp manzaraya karşı derin bir nefes aldığınızda değmesin kimse keyfinize. Dilerseniz bahçedeki hamakta uzanın, dilerseniz otelin kafesi Sermest‘te kahvenizi yudumlarken kitabınızı okuyun.

Zaman algısının kaybolduğu tatillere yakışan kahvaltı sofraları için Bahçede Sinek doğru bir adres, mekan küçük olduğu için rezervasyon yaptırmakta fayda var. Ada’ya gitmişken mevsimine göre kurulacak bir balık sofrası da kaçınılmaz. Sahildeki, Lido, Ada Balık ve Ali Baba deneyip memnun kaldıklarım arasında. Ada’dan ayrılmadan önce ağzınızı tatlandırmak için Tarihi Prinkipo Dondurmacısı’nda küçük bir mola vermeyi de unutmayın!

Yaza merhaba demeye, güzel havaların tadını çıkarmaya, yollarınızı düşürmeniz dileğiyle 😉

You Might Also Like

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
Cami Halısı